. "Ben senin şifacınım, sen de benim muhafızımsın. Bence gayet basit."
“Siktir..” "Ne kadar ayıp!"
"Ryven," diye seslendim, sesimi olabildiğince sakin tutarak. "Hayır." Daha tek kelime söylemiştim. Kaşlarımı kaldırdım. "Ne hayırı?" "Ne söyleyeceksen cevabım hayır."
"Çok konuşuyorsun." "Sen de hiç konuşmuyorsun!"
"Ormanı korumak için ne yapmam gerektiğini senden öğrenecek değilim, çiçekçi." Bir an ağzımı açıp kapattım. Çiçekçi mi?
Ebedi yalnızlık senfonisi: RYVEN
Orman var olduğu sürece, onun muhafızı da var olacaktır.
"Bir gün sana insanlarla nasıl konuşulacağını öğreteceğim, Ryven!" Yürümeyi bırakmadan cevap verdi. "Önce kendin öğren." Ağzım açık kaldı. Sonra arkasından bağırdım. "BEN EN AZINDAN MERHABA DİYORUM!"
"Şey..." dedim. Adam hiçbir şey söylemedi. "Merhaba?" Yine cevap yoktu. Kaşlarımı kaldırdım. "Bak, ben de bu saatte ormanda insanlarla karşılaşmayı planlamıyordum ama en azından merhaba diyebilirsin."
Başımı iki yana salladım. "Annem haklıymış. Belki de gerçekten evde oturup örgü öğrenmeliydim."
"Bir de planım var," diye ekledim. Ryven'ın yüzünde yeniden o tanıdık ifade belirdi. Sanki biraz önce söylediklerimin tamamını duymamış gibi kaşını kaldırdı. "Senin mi?" "Evet, benim." "Bu daha da endişe verici."
Developed by Fetih